Yalnızlık martısı uçup kondu balkon kenarına,
Meçhul bir köyden yükselen bir sayha erişti kimsesizlik pınarına,
Mürettip bir kağıt akıp giden zamana karşı kendi cümlelerini korudu,
Munis bir sada odalardan yankılanıp mücella aynaların özlerini okudu,
Gökyüzünde bir uğultu,kazan kaldırıyor sanki zamana karşı mavilik,
Gözlerde bir korku,gözler bir halı deseninden kanayan zamana karşı silik,
Gölgelerde bile bir esriklik,bir ahşap koltuktan yansıyan ışıkla mağlup,
Gönüllere bir silah gibi yapışmış kuşku,çekilmeden hareketlenir tetik,
Gündüzlere yapışmış bir fecrin kızıllığı,gündüzler gecelere mağlup,
Masumane bir tablo durur aynaların yanında,aynalar tablolara konuk,
Sessiz bir duvar durur aynaların içinde,duvarlar aynalarca soluk,
Renksiz bir abajur durur aynaların dışında,abajurlar aynalarca yitik,
Sararmış bir elbise durur aynaların ellerinde,hatıralar aynalarca sararmış,
Sığınılan bir masa durur odaların ortasında,masalar aynalardan boğuk,
Aynaların düğünü var bu gece,
Aynalar karıştılar zamana ve yalnızlaştılar birbirlerinde sessizce….

İçeriği aşağıdaki sekmelerle değiştirebilirsiniz.

ercaga

ercaga Son yazıları (hepsini göster)