Amansız bir rayiha yayar gibi kıvılcımları boynunda sönen bir çiçek,
Apansız,kendi kendine müteessir fısıldar:’Bu günler nasıl geçeçek?
Alâkasız konuşmalarla benliği yorulmuş bırakır kendini yağmura,
Karamsar silsilelerle konuşuyor sanki uğramış benliği dumura,
Kanıksamaz bu gidişi,sorguluyor kendini acun aynasında boyuna,
Yeşertemez sevincini taze ışıklar saçan bir baharda.katlanamaz bu oyuna,
Kılıç gibi olmuş yaprakları,belki de hayallerinde yatar bülbülüyle koyun koyuna,
Serzenişli bir söyleşme başlar goncasıyla arasında sevgiye dair,
Goncası ağlamaklı anlatır bülbül hakkında yüzlerce esatîr,
Üzülür bülbülün haline yakar gönül mahzeninde bir kandil, Lâkin belli etmez üzüntüsünü başını yaslar dikeninin yanına,
Kapatır acısını dikeninin gölgesiyle,sirişkini akıtır kendi kanına,
Ilgıt ılgıt yansıtır bağlarda özlemini,düşlerini bırakır belirsiz yarına,
Güldür bu çiçeğin adı hikayesi sevgi coğrafyalarında bilinir,
Ben ise zihnimin meskeninden bir bülbülü kovalıyorum boyuna,
Gülüne kavuş da feryad ü figanın artık zamanın içinde erisin,
Gülüne kavuş da bu esâtirin sonu artık ölümün bahçesinde gezmesin…

İçeriği aşağıdaki sekmelerle değiştirebilirsiniz.

ercaga

ercaga Son yazıları (hepsini göster)