DEMİRBAŞLAR
1.MESAİ BAŞLIYOR //OĞUZ BATIN//

Yine bir yaz tatilinin sonuna gelinmişti.Üç aylık tatilde dinlenmenin sonucu okullar kapılarını öğrencilerine açıyordu.Yurdun dört bir yanında olduğu gibi 14 Eylül Sabah’ında Atatürk Büstü’nün önünde Gümüşyaka Anadolu Lisesi’nde okulun yeni eğitim-öğretim yılının açılış konuşmasını her zaman olduğu gibi okulun müdürü Hasan Lacivert yapıyordu.Okulun demirbaş misafirlerinden 10-C sınıfı’nın arka arkaya sıralandığı yerdeydi bütün okulun gözleri.Evet,onlar okulun demirbaş misafirleriydi.Değişen eğitim sistemiyle liselerin dört yıla çıkmasıyla eski sistemde kalan bu öğrencilerin toplandığı bir sınıftı 10-C sınıfı.Gümüşyaka Anadolu Lisesi’ne daha geçen sene gelmişlerdi gelmesine ama yine sınıfta kalmışlardı.Artık onlar okulun demirbaşlarıydı.Müdür Hasan Lacivert,konuşmasının yaptığı sırasında hep gözü 10-C sınıfındaydı.Her defasında konuşmasını kesiyor,kendi aralarında konuşan 10-C Sınıfı’nı susturmaya çalışıyordu.Sınıfın mevcudu sadece on bir öğrenciden oluşuyordu.Ama on bir öğrenci,okulun beş yüz öğrencisine bedeldi.On bir öğrencinin içinde öğrenim gören sadece bir kız öğrenci vardı,adı Ceysu.Sadece 10-C sınıfı değil okuldaki bütün öğrenciler sıkılmış gibiydi Müdür Hasan Lacivert’in konuşmasına.Konuşmasında da her dönem açılışında söylediklerinin tekrarı niteliğindeydi.Konuşması uzun değildi de.Ağzından cımbızla laf almak diye bir tabir vardır ya,müdürün de konuşma biçimi rötarlı ve ağır aksaktı.Değişen hiçbir şeyin olmadığı bu okulda müdürün üzerinde de değişen hiçbir şey yoktu.Yine o meşhur takım elbisesiyle 10-C sınıfının ağzındaydı.Bunu da dile getiren sınıfın tek kız öğrencisi olan Ceysu’nun mizahlı ifadesindeydi:
“Abi,bir gün bu müdüre takım elbise hediye edeceğim.Allah bilir giydiği o takım elbisesiyle uyuyup okula öyle geliyordur.”
10-C,Müdür Hasan Lacivert’in sert ikazıyla karşılaşıp kısa bir müdette olsa sustu.Sonunda Müdür Bey’in konuşması bitmiş ve İstiklal Marşı okunup okuldaki bütün sınıflar,tek tek içeri giriyordu.Sınıflara okulun içine giren en son sınıf 10-C sınıfıydı.Kılık kıyafet kontrolünde Okyanus dışındaki bütün öğrenciler bir kenara ayıklanmıştı.Kimisinin ceketi farklıydı kimisinin gömleği.Kimisinin kravatı yoktu kimisinin ise saçları uzundu.Sınıftaki tek kız öğrenci olan Ceysu’nun ise eteği farklıydı.İri yarı cüssesiyle ve ağır aksak konuşmasıyla Müdür Hasan Lacivert geldi:
“Biz sizlerle her sabah uğraşmak zorunda mıyız?Ahıra değil okula geliyorsunuz okula.Bu nedir hal?”
Müdürün sert sözlerine dayanamayan aynı zamanda bu sınıfın sınıf öğretmeni olan Edebiyat Öğretmeni Mahir Bey söze atıldı:
“Çocuklar,üşeyeceksiniz;hadi sınıflarınıza geçin.”
Müdür Bey,tam söz söyleyecekken Mahir Bey söze atılıp çocukların sınıfına girmelerini bir kez daha söyledi.Çocuklar okulun içine girip sınıfına giderken Müdür Bey ise burnundan soluyordu:
“Hayrola Mahir Bey,benim koltuğumda mı gözünüz var?Herkes rütbesini bilmeli.”

Mahir Bey alışkındı bu tarz müdürlerin varlığına ve davranışlarına.Az sürülmemişti ülkenin dört bir yanına.Ama o hiçbir zaman doğru bildiklerinden şaşmaz ve kişiliğinden ödün vermezdi.Müdürün sert sözlerine karşı yine aynı sertlikle yanıt verdi:
“Hatırlatırım Müdür Bey,bu sınıf bana verildi ve benim sınıfım.Çocuklarımın hepsinden ben sorumluyum.Sorumlu olduğum kadar da çocuklarıma kefilim.Bir daha aynı şeyi yapmayacaklar.”
Müdür Bey tam konuşacak oldu,müdürün sözünü bir kez daha kesti:
“Ve müsadenizle dersime gireceğim.Çocuklarımın olduğu sınıfa dersim var.”
İri yarı cüssesiyle Barlas ile esprileri ile bilinen Alkın Alpay bilek güreşi yapıyorlardı.Kapının girişindeki ilk sırada bulunan Okyanus,edebiyat ders kitabını gözden geçirirken;pencere kenarından üçüncü sırada oturan Bürkan ise kah bahçedeki beden eğitimi dersine çıkmış öğrencileri izliyor,kah orta masada tutulan bilek güreşini izliyordu.Ortada bir de iddaa vardı.Bilek güreşi üzerine bahis bile açılmıştı.Açılan bahise göre Alkın Alpay’ın Barlas karşsında hiç şansı olmadığından sınıf başkanı seçilme gibi de bir umudu olamazdı.
“A…K…Devir lan şu Barlas’ı.Cebimdeki bütün paraları kuruşu kuruşuna sana yatırdım Alpay.Hadi kazandır beni o..ç..”
Bu sözleri söyleyen bir erkeğin ağzından değil sınıfın tek kız öğrencisi olan Ceysu’nun ağzından çıkmıştı.Bilek güreşi bir çeyrek saattir dengede giderken kapıdan içeri tüm sıcakkanlılığıyla Mahir Öğretmen gelmişti.Bütün öğrenciler,öğretmenlerinin geldiğini görünce apar topar yerlerine geçmişlerdi.
“Hayrola çocuklar,okulun ilk gününde nedir bu bilek güreşi?”
Bilek güreşinin demokrasi adına sınıf başkanlığı için yapıldığını Görkmen söylemişti.Utku ise biraz daha geç kalmasını istemiş,eğer hoca geç kalsaydı bilek güreşinin sonucuyla sınıf başkanı belli olacaktı.Mahir Öğretmen,Alkın Alpay’ın bulunnduğu sıraya gelerek sağ kolunu uzattı:
“Ne dersin benimle bilek güreşi tutmaya?”
Alkın Alpay,saygısından cevap bile veremedi.Mahir Öğretmen,üsteleyince mecburen bilek güreşini kabul etmek zorunda kaldı.Bilek güreşi başlar başlamaz bilerek yenildi.Mahir Öğretmen,bunu kabul etmedi:
“Doğru oyna,yoksa ilk günden öğretmenini kandırmaktan sana sıfırı basarım.”
Kapı girişinden bir ses duyuldu.Bu ses Okyanus’un sitemkar sözlerle dolu sesiydi:
“Hocam,derse geçelim isterseniz.Tamam okulun ilk günü,bari ders ve dersin içeriği hakkında bilgi veriniz bize.”
Mahir Öğretmen bozulmuştu.Yiğit Olgaç,öğretmenini arkadaşına kışkırtırcasına söz söyledi.Mahir Öğretmen,bilek güreşini yarıda kesip öğretmen masasına geçti.Okyanus’un eleştrisine kulak vermişti.Üstü kapalı da olsa hafif sert sözle Okyanus’un sözüne karşılık vermeyi ihmal etmedi.Sınıf başkanı seçimi başlamıştı.İki adayın ismi tahtaya yazıldı.Her adaya beş dakikalık propoganda süresi verildi.Bu beş dakikalık propoganda da neler yoktu ki?Bu propoganda benim diyen siyasetçilere bile taş çıkartacak nitelikteydi:

-Sınıfa havuz yaptıracağım.
-Sınıfın prestijini arttıracağım.
-Her gün cebinize sigara parası koyacağım.
-Hafta sonları sinema biletleriniz benden.

Oylama yapıldı.Barlas ile Alkın Alpay’ın oyları eşit çıkmıştı.Sınıfta bir tek el kaldırıp oy kullanmayan Okyanus vardı.İkisi bir ağzından Okyanus’u ikna etme çabası içine girmişlerdi.Aman,kendisini rahat bıraksınlar da sınıf başkanı kim olursa olsun dercesine Alkın Alpay dedi.Böylelikle sınıf başkanı belirlenmiş oldu.Zil çalmıştı.Mahir Öğretmen kapıdan çıkarken sınıfın şakacı çocuğu Alkın Alpay,öğretmenine laf atmıştı:

“Hayrola hocam korktunuz mu,neden benimle bilek güreşine devam etmiyorsunuz?”

Çocuklarla arkadaş gibi olmayı felsefe edinen Mahir Bey,yine aynı mizahla karşılık verdi:

“Önümüzdeki derste alacağım senin ifadeni Alpay.”

İçeriği aşağıdaki sekmelerle değiştirebilirsiniz.

Oğuz Batın

Oğuz Batın Son yazıları (hepsini göster)