Bir toplantıda arkadaşım bana bakıp gülümsemişti. Gülümseme sebebi, bulunduğumuz toplantıda bir arkadaş bir şeyler anlatıyordu, yanındaki kişi de onun ha bire sözünü kesiyor, benzeri bir konuda kendi bildiklerini anlatıyordu. Asıl konu anlatan susmuş, öbürü kendince bir konu açmış dümdüz gidiyordu.

İkinci kişi belli ki hayat dersini iyi öğrenmemiş. Hayat dersi deyince aklıma hocamın sözleri geldi. Hocam sağ ise Allah sağlık sıhhat versin, ölmüşe mekânı cennet olsun! Hocamın dediklerini sırayla anlatmak isterim. Hocam bana derdi ki; “Bak oğlum bir yerde birileri konuşurken sözünü kesme, isterse katılmadığın fikirler beyan etsin. Onun sözünü bitirmesini bekle, diyeceğin varsa kafanda not tut, söz bittiğinde söz iste, diyeceğini öyle söyle. Başkasını dinlemeyi öğren. Zira başkasını dinlemeyeni dinlemezler.

Şunu da unutma, birisi bir şeyler anlatırken yanındakilerle konuşma. Senin başkalarıyla konuşman konuşana saygısızlıktır. Ayrıca biri konuşmaya başladığında geçerli mazeretin yoksa konuşma yerinden ayrılma, bu konuşmacıyı küçümsemek hor, hakir görmektir. Kendini onun yerine koy öyle hareket et.

Konuşanın anlattığı her şeye katılmak mecburiyetin yok, ancak saygı duymak edeptendir. Konuşulanlar dinlenerek, tartışılarak doğrulara varılır. Edebi dairesinde tartışma, fikir alış verisi toplumun ufkunu açar. Toplumu ilerletir. Aksi durum sizi bulunduğunuz yerde bırakır. Bulunduğun yerde kalmak ise gerilemektir. Çünkü zaman seninle durmuyor, zaman ilerliyor. Aklıma bir hadisi şerif geldi. “İki günü eşit olan zarardadır” Yanılmıyorsam böyle veya bu mealdeydi. Hayatta hep bir şeyler öğrenmek, ömrü bilgi ile süslemek gerekiyor. Bilgi ile süslenmeyen ömür modası geçmiş (demode) mal gibidir.

Hocam çok sabırlı birisiydi. Hep adam olmaktan bahsederdi. Makamdan, paradan değil, şatafattan değil. Adam olmak ayrı makam-mevki, servet sahibi olmak ayrı şey derdi. Henüz ortaokuldaydım. Her sözünü hafızama kazımaya çalışıyordum adeta Hiç unutmamam için.

Bir gün arkadaşım babasından bahsediyordu. Başka bir öğrenci parmak kaldırıp kendi babasından bahsetmeye başlayınca, hoca hemen o çocuğu susturdu. O çocuğa, “ Bak evladım, arkadaşın babasından bahsetti. Ben onun babasının ne iş yaptığını, okuma işine nasıl baktığını sordum. Konumuz Ahmet’in babasının okumaya bakışıdır. Bu konuda konuşacaksınız. Konu ne ise onu tartışın. Size kendi babanız sorulmadığı müddetçe o konuda konuşmayın. Sorulursa veya konunun gidişatı anlatmanızı gerektirirse o zaman usulünce anlatın” dedi. Ahmet’in notları konumuz olduğunda siz kendi notlarınızdan bahsetmeyin. Ahmet’in başarı durumunu tartışalım. Size kendi notlarınızı sorduğumda o zaman notlarınızı başarınızı anlatın. Yani icap etmeyen konuyu anlatmayın. Hiç aklımdan çıkmadı. “İcap etmeyeni konuşmamak”.

Ah hocam ah! Keşke sizi bulabilsem de Kumru Dergisi toplantısında bir sunum yapsanız ne güzel olurdu.

Kim bilir ne eksiklerimizi söylerdiniz yine.

İçeriği aşağıdaki sekmelerle değiştirebilirsiniz.

Abdulhadi BAY

Abdulhadi BAY Son yazıları (hepsini göster)