MORFİN/Lİ SÖZLER

Dilimize, kültürümüze, hayatımıza girmiş öyle sözler vardır ki bizi yüz yıllardan beri adeta uyuşturmuş ve uyutmuştur. Bu sözler bize sanki bakmamayı, görmemeyi, değmemeyi, dokunmamayı, konuşmamayı, işitmemeyi, anlamamayı telkin etmektedir. Üstelik bu sözler Kur’an’ın “…düşünmez misiniz, akletmez misiniz” emirlerine rağmen Kur’an’ın birer emri imiş gibi sunulmaktadır.

Yüzlerce yıldan beri her duyanın hayran kaldığı, uygulamada olmasa bile ağzından düşürmediği Yunus Emre’ye mal edilen bir söz vardır.

“Elif okuduk ötür’ü, pazar eyledik götürü
Yaratılanı severim, Yaratandan ötürü”

Âlimden, profesörden, devlet büyüğüne kadar herkesin ağzında bu söz. İnsanın; “Bu ne bitmez tükenmez sevgiymiş böyle” diyesi geliyor. Yaratılmış ifadesi; canlı cansız, zerreden küreye her şeyi kapsar. Hiçbir şey kendi kendini yaratamayacağına göre her şey yaratılmıştır ve Allah yaratmıştır. “…ve Allahu bi külli şey’in alim.” (Ve Allah, her şeyi en iyi bilendir. Hucurat/16)

Şimdi samimiyetle birazcık düşünelim. Allah, Tebbet suresinin ilk ayetinde “Ebu Leheb’in elleri kurusun… Kurudu da!” buyuruyor. Demek ki Allah, Ebu Leheb’i sevmiyor. Allah, ilahlık taslayan Nemrut’u, Firavun’u sevmiyor. Allah, Şeddad’ı sevmiyor. Hz. Peygamber (sav) Ebu Cehil’i sevmiyor. Peki, biz kim oluyoruz da yaratılan herkesi ve her şeyi seviyoruz. Haddi aşmak ve haddi tecavüz bu olsa gerek.
Zalimleri, münkirleri, müşrikleri, imansızları severek, Efendimizin; “Kişi sevdiği ile beraberdir” sözünü nereye koyacağız. Masum insanların başına bomba yağdıran, zehir yağdıran, dört aylık bebekleri katleden zalimleri sevebiliyorsanız seviniz. Vatanına milletine ihanet eden, kendi askerine kurşun sıkan, kendi mabedine bomba koyan, kendi bayrağına hakaret eden birilerini sevebiliyorsanız seviniz. Daha vahim Allah’a ve peygambere kuruyasıca ağızları ile hakaret edenleri sevebiliyorsanız seviniz. Müslüman’ı uyutmanın yolunu nasıl da bulmuşlar değil mi?

Yunus’a ait olduğu iddia edilen bu sözün aslı:

“Elif okuduk ötür’ü/ Pazar eyledik götürü
Yaratılmışı hoş görürüz/ Yaratandan ötürü” şeklindedir ve bir mantığı vardır.

Yaratılmışlara hoşgörü ile yaklaşılması ayrı şeydir, sevmek ayrı şey. Gerektiğinde hataları hoş görmek büyüklüğün, merhametin göstergesidir ve bir erdemdir. Sevmek ise kişinin iradesi ile olan bir şey olmayıp gönlün temayülüdür. Zorla hiçbir şey sevilemez, sevdirilemez. Gönül severse ona da engel olunamaz. Gönül güzeli sever. Sevgiliyi sevdiği gibi sevgilinin sevdiklerini de sever. Sevgilinin düşmanlarını ve sevmediklerini de sevmez, sevemez.

Morfin sözler cümlesinden olarak bazı “Atasözleri (!)” ni de gözden geçirmemiz gerekiyor. Daha ilkokuldan başlayarak körpe beyinlere derin izlerle kazıdığımız ve atasözü diye kutsadığımız bu sözlerin pek çoğu ne acıdır ki birer İsrailiyat telkininden başka bir şey değildir. Sözün güzeli ancak Allah’a ve sevgili Habibine aittir. Kur’an ve hadislerle çelişen hiçbir söz, bizim atalarımızın sözleri olamaz.

“Gün buralara, bulut dağlara” Şu ferdiyetçiliğe, şu çıkarcılığa, şu gamsızlığa bakar mısınız? Güneş bize çalsın, dağdaki soğuktan ölürse ölsün.

“Sakla samanı, gelir zamanı.” Biz biliyoruz ki; bir mala olan ihtiyaç daha çok artsın, insanlar zor durumda kalsın ve malımız daha çok para etsin diye yapılan stokçuluk irtikaptır. Doğru olan, samanı saklamak yerine, zamanında ihtiyacı olanlara satmak onların sıkıntısını gidermektir.

“Her koyun kendi bacağından asılır” Ne güzel değil mi? Komşunun çocuğu göz göre göre batağa saplansın, uyuşturucuya alışsın, sen görme, duyma ve ilgilenme. Katili görme, hırsızı duyma, düşeni tutma, uyuyanı uyandırma. Nasıl olsa her koyun kendi bacağından asılacaktır.

“Bana dokunmayan yılan, bin yıl yaşasın.” İyi. Yarın evladını veya bir akrabanı sokarsa sakın zıplama. İnsan olan hiç bir insanın “Neme lazım” deme lüksü olamaz. Hatta kâmil bir insan, başkasının eline batan dikenin acısını yüreğinde hisseder.

“Para ile imanın kimde olduğu belli olmaz.” Hayır. Allah, verdiği nimetleri kulunun üzerinde görmek istiyor. Dürüst bir insanın fakir mi, zengin mi olduğu rahatlıkla hissedilir. Züğürdün gösterişe düşkünü ne kadar gülünçse zenginin cimri ve pintisi de o kadar gülünçtür. Zengin, cömert olur, yapar yakıştırır. Yedirir, giydirir, sarar sarmalar, gözyaşı dindirir. İman da kişiye bir şahsiyet ve duruş kazandırır. İmanlı kişi hakkın haklının yanında duruşuyla, korkusuzluğuyla, cömertliği ile dine, vatana, millete bağlılığı ve hizmeti ile belli olur/ olmalıdır.
Parayı gizlemek cimrilik, imanı gizlemek münafıklıktır. Şu ihanete bakar mısınız, imanını gizle, imana küfredildiği zaman kendin de gizlen. Morfinin tam kendisi.

Öteden beri bilerek veya bilmeyerek söylediğimiz, savunduğumuz, örnek gösterdiğimiz pek çok sözün hiç de masum olmadığı ortadadır. Birilerinin bedenlerimize, beyinlerimize ve vicdanlarımıza morfin enjekte eder gibi bu sözlerle
bizi nasıl uyuttuğunun farkındayız. Yönü, yörüngesi, duruşu belli olan, kulağı mazide, gözü atide olan, her telkine kanmayan, neslinin istikbalini dert edinen ehl-i vicdana selâm olsun.
Ekrem Yalbuz

İçeriği aşağıdaki sekmelerle değiştirebilirsiniz.

EYalbuz

EYalbuz Son yazıları (hepsini göster)