Soluğunu duydu mevsimler gökyüzünün ötesinden vasıtasız, Sessizliğini duydu resimler ahşapların gölgesinden, resim üstleri boyasız, Silsilelerini duydu şiirler müsveddelerin lekesinden,şiir kelimeleri imgesiz, Sorularını duydu bahçeler,çiçeklerinin renginden,bahçenin sümbülleri neşesiz, Sevgini duydu sokaklar,çocuk gülüşlerinden,çocukların sesleri telaşsız, Nefretini duydu solgun nehirler,yaprakların düşüşünden,yaprak hışırtıları ıssız, Nergisleri gördü suskun zambaklar,şehirlerin hengâmesinden,zambak tarhları nefessiz, Saatleri gördü bungun dakikalar,duvarların aksinden,dakikalar duvarlardan daha sessiz, Sancıları gördü fakir çocuklar,mahalle köşelerinden,fakir çocuklar duvarlardan daha derin, Simaları gördü engin düşler,sırtüstü uzanan pencerelerden,engin düşler uykulardan daha serin, Uzak diyarları gördü engin deryalar,deniz gülümsüyor kendi ruhundan habersiz, Upuzun dalgalanan bir geminin flaması denize bir selam çaktı sebepsiz, Özgürlük isteyen karaşın aborjinler,hürlük sadasıyla inlettiler adaları cesurca, Sarışın duvarlar içinden şiire akıp giden bir hayal mi sonsuzluk mu ? Sarışın duvarların gölgesinden bir yalnızlık kanı sıçradı ahşaba sessizce…

İçeriği aşağıdaki sekmelerle değiştirebilirsiniz.

ercaga

ercaga Son yazıları (hepsini göster)