Baki Evkaralı (Bakican) : Merhaba sevgili Safiye Hanım. Öncelikle seni okurlarımıza tanıtmak isterim, kendinizden kısaca bahseder misin bize?

Safiye Çetinkaya: Kaderin bana biçtiği rolü oynamaya 1980 yılında Antalya’da başladım. Çocukluğumu taşla, toprakla, çamurla, gazoz kapağıyla, iğde kokulu bahçelerde oynayarak geçirdim. İlk ve orta öğrenimimi Antalya’da tamamladım. Üniversite eğitimime Afyon Kocatepe Üniversitesinde başladım ama başörtüsü meselesinden dolayı ara vermek zorunda kaldım. Bu zaman aralığında Cennete giden yolda bana arkadaşlık eden eşim ile evlendim. İki tane çocuğa annelik yapma şerefiyle onurlandırıldım. Daha sonra Üniversite sıralarına tekrar dönerek eğitimimi tamamladım. Hayatı ve insanları gözlemleyerek, beni etkileyen olayları kâğıda aktarma isteğim çocukluğumdan beri tıpkı bir kartopu gibi içimde büyümüştür. Kalemime can düşmesine sebep olan bu olaylar, kalem ve kâğıtla birleşerek çeşitli dergi ve gazetelerde yayınlandı. Ben aslında okumayı daha çok seven biriyim. Ama insanın öğrendiklerinin, bilginin sadakasını vermek amacıyla başka insanlara da aktarılmasından yanayım. Öğrendikçe öğretmeyi, üretmeyi, yetişmeyi, yetiştirmeyi kendime borç bilen biriyimdir. Mürekkebin akmadığı yerde kan akar inancıyla başladığım yazma serüvenimde kaleme aldığım ilk romanım Uğur Tuna Yayınlarından çıkan “Sevgiye Uyanış”. Yine aynı yayın evinden önümüzdeki günlerde çıkacak olan “Eylül Vurgunu” romanım 1980’li yıllarda birbirini çok seven iki kişinin yaşam, fikir ve inanç yönünden ayrı düşmelerinden dolayı özlemle geçen onca yıllarını konu alan bir eser. Yine Uğur Tuna Yayınlarından çıkacak ve geliri Otizmli Çocukların eğitimine harcanacak olan “Biz Varız” adlı bir kitaba “Hayata Tutunmak” adlı bir bölüm yazdım. Birçok değerli yazar arkadaşlarımızla ortak hazırladığımız “Cennet Kadınları” adlı kitapta Hz. Hatice ve Hz. Sümeyye Validelerimizin örnek hayatlarını kaleme aldım. Uzun soluklu piyes çalışmaları hazırladım. Şimdilerde ise üzerinde yoğunlaştığım iki roman çalışmam var.

Baki Evkaralı (Bakican) : Peki, kitabı yazım sürecinde neler yaşadın, yazarken neler hissettin?

Safiye Çetinkaya: “Sevgiye Uyanış” romanı gerçek bir yaşam öyküsünden isimler ve yerler değiştirilerek anlatıldı. Kitaba konu olan kişilerle uzun zaman münazaralarım oldu. Zaman zaman roman karakterleriyle çok bütünleştiğim anlarım oldu. Hatta kitap bitince o karakterleri özledim bile. Sanki ailemizin birer üyeleriydi. Anlatacak çok şey vardı ama bunu herkesin anlayacağı dilden anlatmak gerekiyordu. Çünkü benim asıl amacım Yazar kimliğine kavuşmak değil, düşüncelerimin geniş kitlelere ulaşmasıydı. Bunu da başardığıma inanıyorum. Çünkü roman ile ilgili çok olumlu düşünceler, mesajlar geliyor. O nedenle bu romanımda kendimi en iyi ifade ettiğimi düşünüyorum. Zaten hissetmeden yazmak mümkün olmaz…

Baki Evkaralı (Bakican) : Kitabı basım sürecinde çektiğin sıkıntıların oldu mu?

Safiye Çetinkaya: Bana göre bir kitabı yazmak zor değil. Eğer ki anlatmak istediklerinizin duygu yoğunluğunu oluşturabiliyorsanız yazmak kolay. Ama yazılan bir eseri kitaplaştırıp, okurun eline ulaştırana kadar geçen süreç bence en zor olanı. Sözüne sadık ve eserinize kendi eseriymiş gibi değer veren yayınevini bulmak her zaman kolay olmuyor. Bende bu süreçte biraz yıprandım. Ama Uğur Tuna Yayınları yayıncılığın gereği olan tüm şartları layıkıyla yapıyor.

Baki Evkaralı (Bakican) : Yayınevinden ve reklam faaliyetlerinden memnun musun?

Safiye Çetinkaya: Memnunum. Tabi bir kitabın yazılı ve görsel basına reklamını vermek maliyeti çok yüksek bir durum. Hele de kitap okur oranımızın düşük olduğu ülkemizde bu maliyetin altından kalkmak oldukça zor. Ama yayınevi internet üzerinden gerekli reklam ve tanıtımı yapıyor. Ayrıca Türkiye çapında üç bin kitap mağazasına eseri ulaştırıyor. Kitap yurduna koyuyor. Zaten tanıtım için kitabın neredeyse ilk baskısının tamamını kurum ve kuruluşlara dağıtıyor. Bende bunu çeşitli il ve ilçelerdeki okurlardan gelen mesajlarda görüyorum ve çok mutlu oluyorum.
Baki Evkaralı (Bakican) : Sevgili Safiye Hanım nerelerde yazıyorsun? Sana ilham veren özel yerler var mı?
Safiye Çetinkaya: Yazmak yürek işidir. Yürek doygunluğa ulaştığı anda kaleme sızar sözler. Bu nedenle benim özellikle ilham aldığım yerler veya kişiler olmuyor. Her gün yazı yazmak için elime kalemi aldığımda olmaz. Yanımda her zaman bir defterim vardır ve olur olmadık zamanlarda aklıma gelenleri not ederim. Uygun bir zamanda da onun üzerinde konuyu tasarlar, çoğaltırım. Ama tüm yazarlar gibi bende en çok yağmurlu ve sessizliğin hâkim olduğu ortamları daha çok seviyorum. Hani yazar bazen kalemini kâğıda biraz bastırarak yazar ve okurun o kısımda yüreği kanar ya, işte benimde dokunaklı yazdığım anlar, yağmurlu havalarda oluyor…

Baki Evkaralı (Bakican) : Kitabından bahseder misin bize derinlemesine felsefesi nedir? Ne anlatmak için çabaladın?

Safiye Çetinkaya: “Sevgiye Uyanış” romanı Mevla’yı bulma yolunda Leyla’dan vazgeçme faslını anlatan kırık bir aşk hikâyesidir. Romanda okurlar bir aşkın başka bir aşka yol verişine tanık oldular. Ama okurların en çok üzüldüğü nokta: Romandaki başkarakterin sevdiği insan tarafından kendisinin de sevildiğini hiçbir zaman öğrenememiş olması. Güzel olan tarafı okurların bunu öğrenmeleri… Yani Gerçek Sevgiliye, Sevgiye bir uyanış konu ediliyor. Benim roman yazmış olmaktan ziyade, okuru farklı bir iklime götürerek, sıkmadan, akıcı bir şekilde onlara Yaratılış gayemizi, dünü-yarını, maddi sevgiden çok manevi sevginin güzelliğini anlatmak asıl hedefim. Ayrıca gençlerimizin yaşadığı maddi, manevi sıkıntılar ve bu sıkıntılardan kurtuluşun çareleri örneklerle roman karakterlerinin yaşamlarında aktarıldı.

Baki Evkaralı (Bakican) : Anlaşılmadığını düşündüğün anların oluyor mu? Ruh halin yazılarına nasıl yansır?

Safiye Çetinkaya: İnsan fıtratı gereği hata yapma olasılığı yüksek bir canlıdır. Bu özelliğinden dolayı ani kararlar verir, ön yargılıdır. Şahsen ön yargılara çok fazla kurban olan birisiyim. Bu yüzden anlaşılamadığımı düşündüğüm zamanlar elbette oluyor. Bu da çoğunlukla ruh halime yansır ve ruh halime yansıyan her durum, okuyucunun karşısına bir makale ya da kitap olarak çıkar. Hemen hemen her yazım, benden bir kesit içerir. Yani yazarak kendimi daha iyi ifade ettiğime inanıyorum.

Baki Evkaralı (Bakican) : Aşağıdaki kelimeler sana ne ifade ediyor?

Safiye Çetinkaya:
Aşk : Kutsi bir sesleniş…
Sevgi : Yüreğini bedeninden önce büyütmek…
Huzur : Yaranın içinde Yaradan’ı görmek …
Yazmak : Gizli yarayı açıp göstermek gibi bir şey. Yazmak bir iç yürüyüştür. Yazmak sesini değil, sözünü yükseltmektir.
Okur : Yazarla yazılanların buluştuğu en güzel nokta…
Özlem : Üzerinden zaman geçse de bir türlü kabuk bağlamayan yara…
Sevda : Zifiri karanlıkta kalış…
Mutluluk : Sizin olan her ana, yürek sesinizle damgayı vurmasını bilmektir.
Kimsesizlik : Gurbette kalmışlık hissi…

Baki Evkaralı (Bakican) : Yazar adaylarına söylemek istediklerin, tavsiyelerin nelerdir? Nelere dikkat etsinler kalemle bütünleşirken?

Safiye Çetinkaya: Klasik bir cümle olacak ama öncelikle çok okumaları gerekli. Okudukları her şeyi objektif bakış açısıyla okurlarsa, ön yargısız yorumlarlar. Bu da onlara farklı dünyaların kapılarını açacaktır. Yazmanın, insanı sakinleştirip, dinginleştiren özelliği vardır. En önemlisi de bakarken görebilmeyi öğrenmeleridir. Yazarken ruhunuzu serbest bırakın. O zaman, düşünceleriniz kaleminizle bütünleşecektir.

Baki Evkaralı (Bakican) : Bize vakit ayırdığın için teşekkür ediyorum sevgili Safiye Hanım. Hayatında hep başarılar diliyorum.

Safiye Çetinkaya: Sizinle tanışıp konuşmak benim için de büyük bir zevkti. Asıl ben teşekkür ederim…

BAKİ EVKARALI

www.facebook.om/bakican

www.bakican.om

Sizinde kitabınız var ise ve röportaj yapmak isterseniz benimle

bakican@gmail.com adresinden bana ulaşabilirsiniz.

İçeriği aşağıdaki sekmelerle değiştirebilirsiniz.

bakican

bakican Son yazıları (hepsini göster)