Sırıtmış kendi bedeninden rüzgarlara sokaklar,
Solmuş,sürüklenmiş ellerimizdeki adımların çiçekleri,
Çehresi sertleşmiş bir ölünün ebedî suskunluğu,
Sureti kirpiklerinden yansıyan bir canlının telâşı,
Çiçekler ölümle yaşamın arasında gezinirler,ne bahtsız bir savaşım bu,
Çiçekler zindanlarca zindansız bir mumun aleviyle yıkanmış,
Çiçeklerin elleri bakışsız gölgelerin yağmuruyla ıslanmış,
Haykıracakken bağlarda sonsuzluk tiradını tomurcuğu kesti önünü,
Susacakken kendi gözünden düştüğünü gördü suskunlukların,
Tomurcuğu sonsuzluğun tiradını fısıldayınca kulağına,
Ürperdi çiçek sapından gövdesine kadar,ne korkusuz bir korku bu,
Sıyrıldı kendi rengini göverten bir uykusuzluk âleminden,
Savruldu çiçek aynaların içinde sinsizce sırlanan aynasızlığa,
Solmuş,sürüklenmiş ellerimizdeki adımların çiçekleri,
Sık sık tekrarlıyorsun adını serinin üstündeki çiçeklere,
Sık sık tekrarlıyorsun adını,sessizliğinin mahzenindeki seslere…

İçeriği aşağıdaki sekmelerle değiştirebilirsiniz.

ercaga

ercaga Son yazıları (hepsini göster)