Bir demet çiçek yok ediyordu şehirlerdeki pası,şehirdeki insanlar kaskatı duruyorlardı Bir deniz hüznü yetiyordu istiridyelerin benzini sarartmaya,denizdeki insanlar bezgince duruyorlardı Bir yelkovanın duvarların içindeki kavisi yetiyordu zamanı durdurmaya,insanlar evlerde sessizce duruyorlardı Helal bir rızık emeğin heybesinde duruyordu kâvi,insanlar emeksiz yol mu bulacaklar? Haram olan mefhumlar sevginin gölgesinde duruyordu bî-çare,insanlar haram mefhumlarla mı yol bulacaklar? Sessizlik sofrasına oturan bedbinler,bühtanın elinde duruyordu hınzırca,insanlar gıybet elinde soluyorlardı Tenha meskenlerin kubbelerinin altında oturan şehinşahlar gerçek sevgilere muhtaçdılar Kalabalık şehirlerin kolları altında gezinen insanlar samimi hüzünlere muhtaçdılar Kuşkulu mevsimlerin çiçekleri altında fısıldaşan insanlar gafletin sesine kapılarını açtılar Kırık bir vitrin camı içindeki sabii hayalleri gibi insanların hayalleri,Allah’a gönül kapılarını açtılar Esrik bir gecenin içinde kendini kaybetmiş karanlık ne zaman aydınlık günlere kapısını açacak? Müteesir bir köy mektebinin içindeki bir talebe misali benliğiyle savaşan yağmurlar ne zaman gelecek? Mübarek bir yemeğin ardından tekrarlanan bir dua misali,zaman zaman hükmediyor zamana anılar Bir kuşsun,bir bilmecesin sen içinde insanların kaybolduğu zaman Uç şehirlerden şehirlere sana inananları asla boşlukta bırakma…….

İçeriği aşağıdaki sekmelerle değiştirebilirsiniz.

ercaga

ercaga Son yazıları (hepsini göster)